8 Aralık 2018 Cumartesi

“Abla”ya Göre Hâl ve Gidiş 57 (Tiyatro Bir Kez Yaşanır)

 
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği, 7.11-4.12.2018 tarihleri arasında gerçekleşen 22. İstanbul Tiyatro Festivali’nin sloganı “Tiyatro Bir Kez Yaşanır”. “Abla” dördü yabancı, ikisi yerli altı gösteri izler, kendi yıldız listesine göre bir sıralama ve değerlendirme yapar:
 
Pss Pss: Az sayıda malzeme, bol mimik ile iki modern palyaçonun, arada salona da taşan konuşmasız, akrobasi destekli gösterisine en çok çocuklar, insanı gülümseten şıngırtılı masum kahkahalarıyla tepki verir.
 
Gece Sempozyumu: Güven Kıraç, Derya Alabora, Serhat Kılıç gibi ünlü oyuncuların rol aldığı oyunun girişinde epilepsi hastalarına yönelik, “yüksek ses ve ışık” uyarısı var. Ara sıra içeri, özel bir gereçle kurularak salınan, çivisi uzun topaç benzeri taburelerin de dönendiği tekne benzeri ortadaki sahne, etrafına bir grup izleyicinin yerleşebileceği şekilde tasarlanmış. Hikâye basit, geri planda entrikacı annelerinin yönlendirdiği zayıf karakterli üç erkek kardeş despot babalarını öldürür.
Kitapçıkta “…Tarih boyunca sistemler insanlara birbirlerine verdiklerinden daha fazla zarar verdi. Benim açığa çıkarmak istediğim bu durum.” denmekle birlikte; yeryüzünde söylenebilecek her şeyin söylendiğine, yeni bir şey kalmadığı için de eski sözlerin, yeni kılıklar, kılıflar içinde sunulduğuna iyice aklı yatmış “abla” oyundan, kalabalığın çıkışta mırıldanarak dile getirdiği üzere “bir şey anlamamış” ve yüksek sesten, parlayıp sönen ışıktan sersemlemiş çıkar.
 
Yüzleşme: Oyunun daha başında konunun, tecavüze uğrayıp öldürülmüş altı yaşında bir oğlan çocuğu olduğunu öğrendiğinde senbilirsinanneanne “abla” büyük pişmanlık duyar. Medya, mağdurlardan çok seri katili yıldızlaştırmıştır ve baba, kendi babasının ekleyip yüklediği ağır suçluluk duygusuyla, kendi tarzında intikam alma niyetindedir. Emre Kınay ne kadar iyi oynuyorsa “abla” o derece acı duyar. Oyun sonunda sahneye çıkan yazar Graham Farrow, “abla”ya göre bu kadarını ortaya koyar; acıdan, trajediden beslenen ego’nun yarattığı doymak bilmez talebi, pazarı göz ardı eder.
Oyun çıkışı bunu konuştukları sıra, emekliliğe yaklaştığı bu yıllarda beyin faaliyetini taze tutup desteklesin diye geçen yıl bir üniversite eğitimini daha dışarıdan bitiren akranı, doktor arkadaşı “abla”ya ders kitaplarından bir metin yollar: “…Aristoteles için katarsis’in gerçekleştiği yer tragedyadır. Poetika’da şu cümle katarsis ile ilgili bir açıklamada bulunmaktadır. ‘Tragedyanın ödevi uyandırdığı acıma ve korku duygularıyla ruhu tutkulardan temizlemektir.’ Aristoteles’e göre katarsis’in amacı kötü karakterlerin iyileştirilmesidir… Aristoteles için arınma adeta sanatın amacıdır…”
Daha önceki günlerde kitap fuarında, polisiye roman yazma tekniklerini tartıştıkları sıra bir diğer yazar arkadaşından duyduğu “katarsis” sözcüğü ile başlayıp böylelikle tamamlanan çember içeriğine bakılırsa diye düşünen “abla”, “boşuna değil, insanlar halâ üzücü TV dizilerini izliyorlar, ego’nun beslendiği tragedyanın da bir amacı var” kararına varır.
 
Timsah: Kitapçıktaki “…İngiliz mizah yazarı Tom Basden’la ikinci randevularında bu kez çağın hastalıklarından birine mizahi bir bakış atıyor. Basden’ın Dostoyevski’nin aynı adlı öyküsünden esinle yazdığı oyun, gösteri toplumunun sistemle el sıkışmayı seçen aktörleriyle, bir timsahın karnından ‘hesaplaşıyor.’ Oyun, en az hayatta şahit olduklarımız kadar ‘tuhaf ama gerçek’.” açıklaması, festivalde anlaşılması zor sunumlara uğramış “abla” ile kardeşini ürkütse de oyun, bildik…
Son günlerde yeniden izlemeye başladığı 2004 tarihli Avrupa Yakası dizisinde ele alınıp mükemmel işlenen şöhret, para, kimlik gibi kavramlarla, kişisel sınırlarla ilgili oyun Timsah’ın yeni bir sözü yoksa da kahkahası garanti.
 
Nederlands Dans Theater 1 ve Pixel; bu iki gösteri “abla”nın yıldız listesinin ilk sırasını birlikte paylaşır. Dansçılar yavaşça sahneye girer, figürleri gereği yükseldiklerinde sahneye kar taneleri gibi yumuşacık inerler. Dekor NDT’da akla zarar zarafetle, verimlilikle kullanılırken ve “abla” “bir tek paten kalmış sahneye katılmadık” diye düşünürken, Pixel’in yönetmeni ve koreografı, işe sokaklarda hip hop ile başlamış Mourad Merzouki, kaykay, çember, akrobasi, jimnastik, sokak dansları ne varsa, sahneye dökmüş; yetinmemiş gösteriye, iki kamera ile yansıyan, danslara eşlik eden ışık parçacıklarını katmış.
Her iki gösteri de, hayranlık gözyaşlarıyla izlenecek kadar muhteşem!
 
Önemli bir not: Bazıları üç haneli bedellerle izlenen oyunların öğrenciler tarafından sadece 10 TL’ye izlenebilmesi Aygaz, Opet ve Tüpraş desteğiyle mümkün olmuş.

Hiç yorum yok: