Black Mirror etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Black Mirror etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2019 Pazartesi

“Abla”ya Göre Hâl ve Gidiş 64 (Tanrı Olmak ya da Olmamak-2)

 
İngiliz bilimkurgu dizisi Black Mirror’ın, “abla”nın da çok beğenerek izlediği 19 bölümü ardından, epey zaman sonra, 28 Aralık 2018’de yayınlanan Bandersnatch interaktif formatta:
Netflix abonesi kızı, HBT seminerinde duyup yeni bölümün peşine düşmüş annesi “abla”nın, hevesini kursağında bırakan bir açıklama yapar; “Telefonuna indiriyorsun, olay akışına göre sunulan seçenekleri tıklayıp farklı sonuçlara vararak izliyorsun”.
Hakkında yazılanları okudukça daha da meraklanan “abla” 2019 Ocak’ı ikinci yarısında bir gece, izlemek için iyi bir bilimkurgu ararken birden Bandersnatch ile karşılaşır!
Kendisi gibiler için film sitelerine konduğu anlaşılan beş saatlik filmin, sürükleyici ilk üç saatinden sonrası, aralara farklı sonuçların serpiştirildiği, izlenmesi zor tekrarlardan ibaret. Bu noktada “abla” meraklısına, kendisi gibi yapmayıp orijinal biçimiyle izlenmesini önerir.
“Abla” kendisine gerekeni almıştır:
1984’te İngiltere’de bir delikanlı, Stephan, -yazarı daha çok, kendisine ilaç veren karısının kafasını kesmesiyle tanınan- tuhaf kitap Bandersnatch’i bilgisayar oyunu haline getirmeye niyetlenir. İlk görüşmede, hayranı olduğu bir tasarımcının, Colin’in de aralarında olduğu firmayla yaptığı anlaşmada verdiği iki farklı yanıt, ofiste ya da evinde çalışma kararı, iki farklı şekilde sonuçlanır.
“Abla”, “Gerçek hayatta da olduğu gibi,” diye düşünür, “aldığımız her karar, yaptığımız her seçim farklı sonuçlara ulaşmakta… Bir ihtimal farklı boyutlardaki varoluşlarımız, diğer yaşam deneyimlerimiz de benzer biçimde şekillenmekte, gerçekleşmekte.”
Bu arada Stephan’ın, çocukluğuna ait, annesinin ölümüyle bağlantılı travması, psikiyatrı denetiminde ilaç kullanmasını gerektirir; baba ise, bir bakış açısına göre oğluna fazlaca düşkündür. Patron da boş durmaz, oyunun yılbaşına yetişmesi için yaptığı baskıyı artırdıkça artırır. Böylece geçmişi ile geleceği arasında sıkışıp bunalırken Stephan’ın, bir anlamda “tanrısı olduğu” kahramanlarının seçeneklerini artırması, oyunun çıkmaza girmesine neden olur.
Bunalım anında peşine takıldığı Colin, -bir seçenekte rızasıyla, diğerinde onun adına seçim yaparak çayına attığı- uyuşturucu etkisindeyken Stephan’a, birbirimize bağlı olduğumuzu, yaptıklarımızın her birimizi etkilediğini, zaman göreceli olduğundan geçmişimizi değiştirebileceğimizi ve özgür irade olmadığını anlatır. Labirentten kurtulamayan Pac Man’ın, PAC = Program And Control demeye geldiğini, sistemin de aynı şekilde, bizden beklentisinin tüketimden başka bir şey olmadığını söyler.
Colin’in “Mirasım” diyerek Stephan’a tanıttığı bebeği, –bir seçenekte- genç bir kadın olarak görünür. Pearl, hayata geçirilmemiş Bandersnatch’i bulur, ilgi duyar ama çalışmaları tıkanınca önce bir bardak su döktüğü klavyeyi alır, ekranı parçalar.
Stephan’ın dibe vurduğu bir zaman aralığında tavana bakıp “Orada biri var biliyorum, bir işaret gönder” diyerek yalvarmasına cevaben bilgisayarının ekranında beliren, sonrasında kimsenin bir anlam veremediği “Netflix bir eğlence platformudur” mealindeki yazı, “abla”nın en eğlendiği bölümdür.

8 Aralık 2018 Cumartesi

“Abla”ya Göre Hâl ve Gidiş 59 (HBT, Black Mirror ve Umut)

 
8 Aralık 2018 tarihli HBT (Herkese Bilim Teknoloji), Digital Kültür ve Yapay Zekâ Konferansı-8’e katılan “abla”, Prof. Dr. Cem Say ile HBT yazarı Tanol Türkoğlu’nun, 2011’de başlayıp 2016’da Netflix tarafından satın alınan bilimkurgu dizisi Black Mirror’ın geleceğe etkileri hakkında söylediklerini dinler:
CS, 2. Sezon 1.bölümden örnekle, eşini kaybeden bir kadının, sosyal medya yazışmalarıyla bıraktığı izin yüklendiği, kocasına benzer robotu satın almasını anlatır. “Ortaya birçok sorun çıkıyor elbet” der, “Günümüzde Rusya’da bir kadın şirketiyle, Amerika’da da babası ölmekte bir adam bu teknolojiyi kullanarak ölümsüzlüğe yatırım yapmakta.”
TT ekler; “MIT’de bir çalışma var, ölüm sonrasında kullanılmak üzere sosyal medya birikimini kullanan yazılım üstüne; tabii 20-30 yıllık veri gerekmekte. Bu şekilde mesela, bir avukata ihtiyacınız olduğunda onun bilgisi size yüklenecek, Matrix’teki helikopter kullanma bilgisinin aktarılması gibi; acemi bir delikanlının romantik bir şairin tavrını sergileyebilmesi mümkün olacak.”
“Bir simülasyonda mı yaşıyoruz? Douglas Adams’ın Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi kitabında sorgulandığında bilgisayarlar ‘42’ yanıtı verir, ardından 42’nin ne olabileceği araştırmasına girişilir... İnsan, üst insan ırkına ulaşamaz, bununla ilgili simülasyon kuramaz, biz bir simülasyondayız, simülasyonun simülasyonu…”
 
CS: “Çin’de hükûmetin yürüttüğü bir kredi sistemi var; dizinin bir bölümü bunu işlemekte ama kredi notunu insanlar vermekte, şu andaki altyapımızla rahatça hayata getirebileceğimiz bir durum.”
TT: “Teknolojik olarak mümkün, kredi kartı kullanımını izleyerek… Kişilerin, karşılaşmalarda olumlu elektrik almadıysa puanını düşürerek… Yere tükürülmesin istiyoruz ama 7/24 izlenmek bizi daha ahlâklı yapar mı? Dizide bir bölümde, internette her gün bir anket yapılıyor, herkes herkesi puanlıyor; toplumun yargı gücünü eline alması, mahalle baskısı dediğimiz, kadının cezalandırıldığı Zorba filminde olduğu gibi…”
 
CS: “Beni oluşturan Uzay Yolu iyimserdi, insanoğlunun kaynakları akıllıca kullanmayı başarabileceği düşüncesindeydi… Bir yerde yatıyor olsaydınız, burada olmak kopyalarınıza yaşatılıyor olsaydı? Mükemmel simülasyonu anlamamız mümkün değil.”
TT: “Belki yaşamımız böyle bir şey, dini inançları da katarsak? Dizide bir başka bölümde, hafızada saklı kayıtları izleyebilen bir aygıt var, sigortacıların sevebileceği; pizza arabası bir adama çarpıyor… Kimse tanık değilse hatamızın cezasını ödemeli miyiz, iyi insan olma seçilmeli mi, dayatılmalı mı?.. Kişi anılarını sonra da izleyebiliyor, unutmak çok da kötü değil, mi?..”
 
CS: “Sosyal medyanın insanlığa zararının yararından fazla olduğunu düşünenlere katılıyorum. Trump’ın seçilmesinde olduğu gibi… İnsan böyle aşırı bağlanmışlığa hazır değil. Söylediğin silinmiyor, istenmeyen bir ölümsüzlük yaratıyor.”
TT: “Sosyal medya içinde doğmuş olanlar hazmediyor, biz pek değil. Ben iyimserim, bizi olumsuz yönde etkileyen, kötü kullananlar, bizim kuşağımız. Mucidi kazanç, iktidar peşinde. Gençler böyle düşünmüyorlar, inşallah bize benzemezler.”
CS: “Teknolojiyi bilmek gerekiyor, yoksa o bizi kullanıyor.”
 
Soru cevap kısmında bir genç, “Dünyanın bittiğini, simülasyonun şart olduğunu” söyler. 23 yaşında bir başkasının “Her eylemimizin izleniyor olması kötü, yeni bir tavır gerekmiyor mu?” sorusu CS tarafından “Atina’da sınırlı bir bölgede birbirlerinin verilerini kullanan böyle bir grup var, sen de kötüye teslim olmayıp böyle bir yazılım geliştirebilirsin” diye yanıtlanır.
“Yapay zekâ Dünya dışından etkilenebilir mi?” sorusu, CS tarafından “Bilim her şeyin bu Dünya’da olup bittiğine inanıyor.” yanıtı alır.
“İstihbarat teşkilatlarında bunun uygulamalarına örnek?” isteyen dinleyici, “İnternet başlangıçta Amerikan askeri projesidir, Echelon sayesinde tüm telefonlar dinlenebiliyor. Üretici her zaman denetler, bağımsızlık iddiasında olan kendi yapmak zorunda…”
 
İlk sezonlarını beğeniyle izlediği ve 28 Aralık’ta 5. Sezonla yeniden başlayacak olmasına sevindiği Black Mirror bilimkurgu dizisi üzerine yapılan, genelde karamsar konuşmalar, Prof. Dr. Cem Say’ın “abla”nın bayıldığı şu cümlesiyle sonuçlanır: “…Umut bazı durumlarda elimizdeki tek şey ama umutsuz olmaz. Bu yıl yine bir sürü çocuk doğuyor, belki bizi onlar kurtaracak.”